Biberonlar, biberon emzikleri, önlükler çeşit çeşit.. İyi haber bu kadar çeşidin olmasıyken kötü haber yine bu kadar çeşitliliğin olması ve sizin ne seçeceğinizi bilmemenizdir.

Cam, plastik ya da tek kullanımlık biberonlar seçilebilir. Biberonların hangisi bisphenol içermiyor? Biberonları nasıl sterilize edebilirim ve daha pek çok soru yeni ve özellikle tecrübesiz annelerin aklında dolaşır, durur. Biberon seçiminde üç temel seçenek vardır. Plastik biberonların avantajları hafif, dayanıklı ve kırılmazlıkları iken, cam kadar uzun ömürlü değildir ve çok zararlı bir madde olan bisfenol A içerip içermedikleri konusundaki endişedir. Cam biberonlar uzun süre kullanılabilir, kaynatılarak sterilize edilebilirken dezavantajları plastiklere göre çok ağır olması ve düştüklerinde kırılmalarının kolaylığıdır. Tek kullanımlık plastik biberonlar temizlik açısından avantaj taşırken, diğer seçeneklere göre daha pahalı ve çevreyi daha fazla kirleticidir.

Yazının devamını okumak için tıklayın …


Ağız denildiğinde sadece dişler değil, diş etleri ve destek dokular akla gelmelidir. Gerçek bir ağız bakımı tüm bu elemanların bakımı ve temizliğini sağlamaktır. Ağız ve diş sorunları sadece kötü görünüme değil şeker hastalığı, bağışıklık problemleri, yeme bozuklukları ve kalp hastalıkları başta olmak üzere pek çok kötü rahatsızlığa neden olabilir. Düzenli ağız bakımı yapmak bu sorunlara karşı korumada olmanızı sağlayacaktır.

Ağız sağlığı için şu kurallara dikkat etmelisiniz:

1- Florlu su içmelisiniz.

2- Günde en az iki kez florürlü diş macunu kullanarak dişlerinizi fırçalamalısınız.

Yazının devamını okumak için tıklayın …


Evliliğin sağlık için son derece faydalı olduğu genel araştırmaların sonuçlarından anlaşılıyor. Evli insanlar daha uzun yaşıyor, sağlık hizmetlerine daha kolay ulaşıyor, cinsel hayatları daha doyurucu, daha az stresle başa çıkıyor ve kalp hastalıkları, depresyon ve şeker hastalıklarına daha az yakalanıyor.

Evli ya da uzun süreli bir beraberliği olan insanların sadece beraber olarak sağlıkları için yararlı bir faalitte bulundukları uzmanlar tarafından onaylanmaktadır. Birlikteliğin sağlığa yararlı oluşu elbetteki sadece evlilik cüzdanının alınmasından ibaret değildir. Toplumsal destek ve karşılıklı bağlılık sağlığı koruyucu özellik taşımaktadır.

Evli insanlar bekarlara göre daha uzun yaşamakta ve erken ölüm olasılıkları daha az olmaktadır. Evlilik hayatı genç insanlar içinde ölümcül kazalara maruz kalma, şiddet ve önlenebilir felaketlerde kaçınma adına bir sigortadır. Özellikle erkek nüfusun ömrü evlilikle birlikte artmaktadır.

Yazının devamını okumak için tıklayın …


Teknolojinin ilerlemesiyle teknolojik oyuncaklar olarak adlandırılan bilgisayar, PDA, cep telefonları herkesin en yakın dostu oldu. Sürekli ekranlara bakmak durumunda kalan gözler ise bu gelişmelerden çokta memnun değil. Günde iki saat aralıksız ekrana bakan kişilerde computer vision sendrom adı verilen bir sorun baş gösterebiliyor. Bilgisayar görme sendromu olarak ifade edebileceğimiz bu sorun baş ağrısı, görme yetersizliği, gözlerde yanma ve açırı yorgunluk, boyun ve omuz ağrısı ile çift görmeye kadar uzanabilen belirtiler veriyor.

Bilgisayar ya da benzeri aletlerin ekranlarında gözleri dinlendirebilmek ya da daha az yorulmasını sağlamak için bir süreç bulunmaz. Bu nedenle kişiler ekran karşısında oluşabilecek görme problemlerini engellemek için kendi önlemlerini almak zorundadır.

Yazının devamını okumak için tıklayın …


Günlük yaşantımızda dikkat etmediğimiz bazı şeyler bize hastalık olarak geri dönebiliyor. Akla gelmeyen kirli ya da zararlı ortamları bilerek hareket etmek, koruyucu ve önleyici sağlık açısından büyük önem taşıyor.

Tuvalet ve Diş Fırçası: Klozete yakın duran bir diş fırçası kadar zararlı başka bir yer yoktur. Bir klozette santimetrekare başına 2 milyon mikrop bulunur. Her sifon çekilmesine bu mikropların en az yarısı lavabo, zemin ve diğer eşyaların üzerine itilmektedir. Sağlığa son derece zararlı bu mikropların direkt ağıza sokulmasına aracı olan diş fırçaları ise büyük tehlike oluşturmaktadır. Bu nedenle kişisel temizlik ve bakım ürünleri banyolarda kapalı dolaplar içinde tutulmalıdır.

Yazının devamını okumak için tıklayın …


Besinler olmadan yaşanabilir mi sorusunun cevabı pek çok faktörle ilişkidir. Yemek yemeden hayatta kalmak su içmeden yaşamaktan farklıdır. Yemek yemeyerek yaşamak, irade ve kararlılıkla mümkün olabilir. Açlık grevleri yaparak haftalarca yemek yemeden yaşayan insanlar vardır. Örneğin Gandi 21 gün boyunca aç kalabilmiştir. Vahşi insanlar da yemek yemeden varlıklarını çok uzun süre devam ettirmişlerdir.

Doktorlar tıbbi olarak su içilmesi şartı ile yemek yenilmeden 8 haftaya kadar yaşanabileceğini söylemektedir. Bu durum insanların vücutlarında ne kadar yağ depoladığı ile de ilgilidir. Vücutunda yağ deposu olmayanlar olanlara göre daha fazla şanslıdır. Vücutta sırası ile yağ-karbonhidrat ve protein tüketilecektir. Vücuttaki protein depoları kullanılmaya başlandığında durum tehlikelidir.

Yazının devamını okumak için tıklayın …


Hamile olup olmadığınızı anlamanın erken dönemdeki en ideal yolu kan testidir. Yumurtanın döllenmesinden 4 gün sonra HCG olarak adlandırılan bir hormon üretilmeye başlar ve gerek kan gerek idrar testleri bu hormonun varlığına göre cevap verir. Bazı kadınlar testten önce erken belirtiler yaşayabilirler.

1- Döllenme gerçekleştikten birkaç gün sonra pek çok kadında göğüslerde dolgunluk hassasiyet ve hacim artışı meydana gelir. Yaklaşık iki hafta sonra meme başı olarak bilinen pembemsi kahverengi deride renk değişiklikleri görülür.

2- Lekelenme: Adet olunması gereken dönemde az miktarda kanla karışık sarımsı bir akıntı oluşabilir.

Yazının devamını okumak için tıklayın …


Aşırı şiddetli sesler ve ani patlamalar sağır olmamızla sonuçlanabilir. Sürekli yüksek seslere maruz kalmak ise sinsi sinsi gelişen ve geri dönüşü olmayan işitme kayıpları ile karşı karşıya kalınmasına sebep olabilir.

Gözle görülmeyen ancak yaralanmalara neden olan en önemli şey şüphesiz sestir. Çok yüksek seslere maruz kalınan bir dönemde yaşayan insanların ses yaralanmalarına uğrama potansiyeli çok yüksektir. Gürültü kirliliği denilen kavram şehirlerde yaşayan herkesi etkilemekte ve ortalama 20 yaşına gelen herkeste az da olsa işitme kaybı yaşanmaktadır.

Yazının devamını okumak için tıklayın …