Doğurganlığın bazı toplumlarda düşük, bazı toplumlarda yüksek olmasının farklı nedenleri vardır. Öncelikle çocuk sahibi olunabilecek yaşların biyolojik bir sınırı vardır. Ayrıca cinsel açıdan aktif kadınların her yaş grubundaki oranı toplumlar arasında değişkenlik göstermekte ve gebelik riski bununla bağlantılı olarak değişmektedir.
Özellikle kültürler arasında, cinsel aktiviteye başlama ile canlı doğumun arasını açma ve ilk canlı doğum ile ondan sonrakinin arasını açmada da değişkenlik görülmektedir.
Düşüğü önlemede sadece yasal düzenlemeler yeterli olmamıştır. Düşüğü etkileyen faktörler incelendiğinde; sosyal faktörler, ekonomik faktörler, tıbbi faktörler ve dini faktörler yer almaktadır.
İstenmeyen gebelikler, üreme sağlığını tehdit eden önemli bir sorundur ve aile planlamasında karşılanamayan gereksinim olarak ifade edilir. Pek çok gelişmekte olan ülkede kadınlar daha fazla çocuk sahibi olmak istemedikleri halde farklı nedenlerle herhangi bir doğum kontrol yöntemi kullanmamaktadır ve bu da doğurganlığı etkilemektedir. İstemli düşükler gelişmekte olan ülkelerdeki karşılanamayan gereksinimin bir göstergesidir. İstenmeyen gebelikler çoğunlukla isteyerek düşükle sonlanmaktadır. Ayrıca, gelişmekte olan ülkelerin bir kısmında isteyerek düşük hizmetlerinin yasal sistem içerisinde yaygın ve ulaşılabilir olmaması doğurganlığı etkilediği gibi, annenin ciddi rahatsızlıklar yaşaması ve ölüm riskini arttırmaktadır.
Birçok gebelik annenin sağlığını ya da iyi durumunu etkileyebileceğinden istenmemektedir. Anne adayının varolan bir sağlık problemi olabilir ya da sağlıklı bir hamilelik sürecinden ve çocuk yetiştirmenin gerektireceği kaynaklardan yoksun olabilir. Diğer bir faktör ise, bayanların güvenli kürtaj hizmeti alamadığı yerlerde birçok istenmeyen gebelik, güvenli olmayan ve hastanın ölümüne ya da sakatlığına yol açabilecek uygulamalarla sonlandırıldığından, bayanlar gebeliği istememektedir.
Aile planlamasının en önemli önceliklerinden birisi istenmeyen hamileliklerin önüne geçmektir. Kişilerin hamileliği önleyici, güvenli bir yöntem uygulamak için yeteri kadar bilgili olmaması, aile planlaması hizmetlerinin kendilerine ulaşamaması, fikirler ve dini inanışlar, kadının karar verme seçeneğinin sınırlandırılması, doğum kontrolünün başarısız olması istenmeyen hamileliklerin nedenini oluşturmaktadır. Dünyadaki sorun düşüklerin sağlıksız şartlarda gerçekleşmesi iken ülkemizde ise düşük yapmanın bir doğum kontrol yöntemi olarak görülmesi ve asıl aile planmalama yöntemlerinden faydalanılmamasıdır.
Planlanmamış, istenmeyen yada doğru zamanlı olmayan hamileliklerin yılda 85 milyon kadar olduğu tahmin edilmektedir. İstenmeyen hamilelikleri önlemek amaçlı aile planlaması yöntemlerinin ve programlarının engellenmediği, doğum kontrolü, bilgilendirme gibi durumlar için büyük bir boşluk bulunmaktadır. Doğum kontrol yöntemlerinin doğru olmayan kullanışları ya da yöntemin başarılı olmamasının ile, her yıl ortalama 27 milyon planlanmamış hamilelik gerçekleşmektedir. Bilgisizlik, önemsememe ve ihmal, ekonomik kıtlık, eğitimsizlik ve yanlış yöntemler nedeniyle istenmeyen hamileliklerin görülmesi artmaktadır.
İlgili Yazılar:







“İstenmeyen Gebelik” için yorum yapılmamış
Bir Cevap Yazın