<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	>

<channel>
	<title>Xsağlık, hastalık tanı, tedavi ve korunma</title>
	<atom:link href="http://www.xsaglik.com/feed" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://www.xsaglik.com</link>
	<description>sağlık, guatr, hipertiroidi, sivilce, hastalık tedavileri, hastalık nedenleri, prostat, yanık, göz, kalp, ilaçlar, reflü, mantar, depresyon, böbrek, kanser, sinir, şeker hastalığı</description>
	<lastBuildDate>Fri, 27 Jan 2012 10:57:46 +0000</lastBuildDate>
	<language>en</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.org/?v=3.3</generator>
		<item>
		<title>Defne Sabununun Faydaları</title>
		<link>http://www.xsaglik.com/defne-sabununun-faydalari.html</link>
		<comments>http://www.xsaglik.com/defne-sabununun-faydalari.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 27 Jan 2012 10:57:46 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Xsaglik Yönetim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alternatif Tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Koruyucu Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[Şifalı Bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[defne sabunu]]></category>
		<category><![CDATA[defne sabunu yararları]]></category>
		<category><![CDATA[defne yağı]]></category>
		<category><![CDATA[defne yaprağı]]></category>
		<category><![CDATA[doğal güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[doğal sabun]]></category>
		<category><![CDATA[sızma zeytinyağı]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.xsaglik.com/?p=1348</guid>
		<description><![CDATA[Defne yaprağı doğadaki mucizelerden biridir. Defne yağı ise defne ağacının meyvelerinden elde edilen çok yararlı, cilt tarafından hızlıca emilebilen doğal bir yağdır. Defne sabunu da defne ağacından elde edilen çok faydalı bir üründür. Defne yağının antiseptik yani mikrop öldürücü olduğu bilim adamlarınca bilinmektedir. Sızma zeytinyağı ve defne meyvesinden elde edilen yağlardan defne sabunu yapılır, yapay [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.xsaglik.com/wp-content/uploads/2012/01/defne-sabunu.jpg"><img src="http://www.xsaglik.com/wp-content/uploads/2012/01/defne-sabunu-150x150.jpg" alt="" title="defne-sabunu" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-1349" /></a><strong>Defne yaprağı</strong> doğadaki mucizelerden biridir. <strong>Defne yağı</strong> ise defne ağacının meyvelerinden elde edilen çok yararlı, cilt tarafından hızlıca emilebilen doğal bir yağdır. Defne sabunu da defne ağacından elde edilen çok faydalı bir üründür.</p>
<p>Defne yağının antiseptik yani mikrop öldürücü olduğu bilim adamlarınca bilinmektedir. <strong>Sızma zeytinyağı</strong> ve defne meyvesinden elde edilen yağlardan <strong>defne sabunu</strong> yapılır, yapay ve kimyasal katkı maddeleri içermeği için doğaldır.</p>
<p><span id="more-1348"></span></p>
<h2>Defne Sabununun Yararları</h2>
<p>Saçların yıpranmasını yavaşlatır, dökülmesini azaltır, ayrıca kullanım sonrası iyi durulandığında kepeklenmeye karşı da oldukça etkili bir sabundur. Cildi beslemesi ve canlandırmasından ötürü cilde faydası gözle görülür derecede fazladır. Doğal mikrop öldürücü yapısı olması tüm vücut parazitlerine ve mantar hastalığına karşı etkili çözüm sağlar. Deri hücrelerini yenilediği için vücuda daha genç bir görünüm sağlar.</p>
<p>Doğal <strong>sızma zeytinyağı</strong> ile karıştırılarak özellikle Antakya yöresinde çok miktarda üretilmektedir. Hiç bir katkı maddesi kullanılmadığı için tamamen doğaldır. Yapay ve kimyasal katkı maddesi içeren ürünlerin neden olduğu cilt tahribatlarına ve allerjik reaksiyona bağlı deri hastalıklarına yol açmaz.</p>
<p>Özellikle çocuklarda ve aşırı terleyen bünyelerde pişiğe karşı kullanılabilir. Varisleri rahatlattığı uzun yıllardır bilinmektedir. Ergenlik döneminde oluşan sivilcelere, siyah noktalara karşı kullanılan en doğal yöntemlerden biridir. Travma veya hastalık nedeni ile oluşmuş saç diplerindeki yara ve tahribatlara karşı oldukça etkilidir. Derideki gözenekleri açıp temizlemesinden dolayı doğal peeling sayılabilir. Romatizmaya bağlı mafsal ağrılarını azaltır. Doğal kokusu ve antiseptik yapısından dolayı kapalı kalan dolaplarda muhafaza edildiğinde haşere barınmasını engeller.</p>
<img src="http://www.xsaglik.com/?ak_action=api_record_view&id=1348&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.xsaglik.com/defne-sabununun-faydalari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Ağız Kokusu neden olur?</title>
		<link>http://www.xsaglik.com/agiz-kokusu-neden-olur.html</link>
		<comments>http://www.xsaglik.com/agiz-kokusu-neden-olur.html#comments</comments>
		<pubDate>Fri, 20 Jan 2012 18:35:16 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Xsaglik Yönetim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ağız ve Diş Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[ağız kokmasında beslennme]]></category>
		<category><![CDATA[ağız kokmasının nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[ağız kokusu]]></category>
		<category><![CDATA[ağız temizliği]]></category>
		<category><![CDATA[kötü ağız kokusu]]></category>
		<category><![CDATA[nefes kokması]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.xsaglik.com/?p=1343</guid>
		<description><![CDATA[Ağız kokusu (nefes kokması) herkesin karşılaşabileceği, kişiyi ve etrafındaki kişileri önemli ölçüde rahatsız eden bir durumdur. Ağız kokusunun birçok nedeni vardır ama çoğu kulak-burun-boğaz ve diş hastalıklarına bağlıdır. Ağız kokusunu yenmek için öncelikle ağız kokusunun sebepleri belirlenmelidir. Ağız kokusunun nedeni belirlendikten sonra o nedeni ortadan kaldıracak çözüm, tedavi uygulanarak ağız kokusu başlamadan ortadan kaldırılabilir. Ağız [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.xsaglik.com/wp-content/uploads/2012/01/kotu-koku.jpg"><img src="http://www.xsaglik.com/wp-content/uploads/2012/01/kotu-koku-150x150.jpg" alt="" title="kotu-koku" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-1344" /></a><strong>Ağız kokusu</strong> (<strong>nefes kokması</strong>) herkesin karşılaşabileceği, kişiyi ve etrafındaki kişileri önemli ölçüde rahatsız eden bir durumdur. Ağız kokusunun birçok nedeni vardır ama çoğu kulak-burun-boğaz ve diş hastalıklarına bağlıdır. <a href="http://www.saglikal.com/agiz-kokusu.html">Ağız kokusu</a>nu yenmek için öncelikle <a href="http://saglik.ceplog.com/agiz-kokusunun-sebepleri.html">ağız kokusunun sebepleri</a> belirlenmelidir. Ağız kokusunun nedeni belirlendikten sonra o nedeni ortadan kaldıracak çözüm, tedavi uygulanarak <strong>ağız kokusu</strong> başlamadan ortadan kaldırılabilir.</p>
<p><span id="more-1343"></span></p>
<h2>Ağız Kokusunun Nedenleri</h2>
<ul>
<li>Diş ve diş eti hastalıklarında; diş aralarında ve girintilerinde biriken besin artıkları ve bakteriler kötü kokuya neden olurlar. Ayrıca diş çürükleri ve temizlenmeyen protezlerde de bu durum geçerlidir.</li>
<li>Bademcik hastalıklarında; bademcik iltihapları ve bademciklerin üzerindeki girintilerde biriken bakteri ve yiyecek artıklarına bağlı koku oluşur.</li>
<li>Ağız içindeki yara ve iltihaplarda,</li>
<li>Tükürük salgısı azalmasında da koku oluşur. Çünkü tükürük ağız içindeki bakterileri minimuma indirir ve ağız içindeki artıkları temizler. Ayrıca sakız tükürük salgısının artmasına yardımcı olur.</li>
<li>Sinüzit, geniz akıntısı, akciğer hastalıkları, şeker ve mide hastalıklarında, böbrek ve karaciğer rahatsızlıklarında ağız kokusu olur.</li>
</ul>
<h2>Ağız Kokusunu Önlemenin Yolları</h2>
<p><strong>Ağız kokusunun çözümü</strong> için önce sebep bulunmalıdır. Eğer bademciklere bağlı olarak oluşan <strong>ağız kokusu</strong> ise bademcik iltihabına bağlı olarak ilaçla tedavi edilir. Hala devam ederse yani kronik ise bademciklerin alınması gerekir. Diş ve diş eti problemlerinden dolayı oluşan ağız kokusunda ise ağız temizliğinin tam bir şekilde yapılması ile önüne geçirilebilir. Ağız hijyeninin ile tam bir şekilde olabilmesi için diş ve dil sırtının fırçalanması ile birlikte diş ipi kullanımının da yapılması çok önemlidir. Çünkü diş ipi diş fırçasını ulaşamadığı yerlere ulaşır ve buralarda bakteri oluşumunu önler. Dişlerin aralarında oluşan cepler de ulaşılamadığı ve bu yüzden de bakteri oluşumuna ortam hazırladığı için çekilmelidir. Ağız gargaraları da ağız kokusunu önlemede yardımcı olurlar.<br />
Sinüzit ve geniz akıntısı nedenli koku olması durumunda ilaçla veya ameliyatla tedaviler uygulanır. Eğer tükürük salgısı azaltan hastalıklar varsa bol su içilmelidir.</p>
<img src="http://www.xsaglik.com/?ak_action=api_record_view&id=1343&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.xsaglik.com/agiz-kokusu-neden-olur.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Saç Dökülmesi Nedenleri</title>
		<link>http://www.xsaglik.com/sac-dokulmesi-nedenleri.html</link>
		<comments>http://www.xsaglik.com/sac-dokulmesi-nedenleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 11 Jan 2012 10:31:29 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Xsaglik Yönetim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güzellik-Estetik]]></category>
		<category><![CDATA[saç]]></category>
		<category><![CDATA[saç birikmesi]]></category>
		<category><![CDATA[saç dökülmesi]]></category>
		<category><![CDATA[saç kaybı]]></category>
		<category><![CDATA[saçkıran]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.xsaglik.com/?p=1338</guid>
		<description><![CDATA[Saç dökülmesinin bir sürü nedeni vardır. Günde 50-100 arası saç telinin dökülmesi normaldir. Fakat bu sayının fark edilecek kadar artması, örneğin; banyoda, elbiselerde, tarakta aşırı miktarda saç birikmesi bu anormal saç dökülmesinin işaretidir. Saç dökülmelerinin tedavisi için önce ona neden olan etkeni belirlemek gerekir. Saç dökülmesinin nedenleri Demir eksikliği ve kansızlık, tiroit hastalıkları, mantar, kanser, [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.xsaglik.com/wp-content/uploads/2012/01/sac_dokulmesi.jpg"><img src="http://www.xsaglik.com/wp-content/uploads/2012/01/sac_dokulmesi-150x150.jpg" alt="" title="sac_dokulmesi" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-1339" /></a>Saç dökülmesinin bir sürü nedeni vardır. Günde 50-100 arası saç telinin dökülmesi normaldir. Fakat bu sayının fark edilecek kadar artması, örneğin; banyoda, elbiselerde, tarakta aşırı miktarda saç birikmesi bu anormal saç dökülmesinin işaretidir. Saç dökülmelerinin tedavisi için önce ona neden olan etkeni belirlemek gerekir.</p>
<h2>Saç dökülmesinin nedenleri</h2>
<p><span id="more-1338"></span></p>
<ul>
<li>Demir eksikliği ve kansızlık, tiroit hastalıkları, mantar, kanser, hormonal dengesizlikler <strong>saç dökülmesi</strong>nde önemli bir nedendir.</li>
<li>Kullandığımız bazı ilaçlar da yan etki yaparak <strong>saç dökülmesi</strong>ne neden olurlar. Örneğin; kullanılan doğum kontrol hapları veya kanser tedavisinde kullanılan ilaçlarin saç dökülmesine neden oldukları bilinmektedir.</li>
<li>Sıkıntıya, strese bağlı olarak da <strong>saç dökülmesi</strong> ortaya çıkar. Mesela uzun süreli olarak yüksek ateşe maruz kalındığında, ciddi bir enfeksiyon veya büyük bir ameliyat geçirildiğinde <strong>saç dökülmesi</strong> ortaya çıkabilir.</li>
<li>Kadınlarda kullanılan kimyasallar, şampuanlar veya saçlara uygulanan (maşa, fön gibi ) bazı yöntemler de saçların kuruyup cansızlaşmasına neden olarak saç dökülmesine yol açabilmektedir.</li>
<li><strong>Saç dökülmeleri</strong> genetik de olabilir. Fakat kadınlarda erkeklerde olduğu sıklıkta görülmez. Kadınlarda tepe bölgesindeki saçların incelip cansızlaşmaya başlaması ve seyrelmesiyle ortaya çıkar.</li>
<li>Beslenmenin de <strong>saç dökülmesi</strong> üzerinde önemli bir etkisi vardır. Zayıflama kaygısıyla diyet yaparken oluşan dengesiz beslenmelerde saçlar önemli ölçüde zarar görürler. Özellikle proteince fakir diyetlerde protein eksikliğine bağlı olarak saçların dinlenme evresine girmesiyle önemli ölçüde saç kaybı oluşur. Fakat yeterince protein alımıyla bu durum çözülebilir.</li>
</ul>
<p>Eğer saçlar anormal olarak dökülüyorsa mutlaka bir uzmana danışılmalı ve hafife alınmamalıdır.</p>
<img src="http://www.xsaglik.com/?ak_action=api_record_view&id=1338&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.xsaglik.com/sac-dokulmesi-nedenleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Horlama Nedenleri ve Çözümleri</title>
		<link>http://www.xsaglik.com/horlama-nedenleri-ve-cozumleri.html</link>
		<comments>http://www.xsaglik.com/horlama-nedenleri-ve-cozumleri.html#comments</comments>
		<pubDate>Mon, 02 Jan 2012 09:42:19 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Xsaglik Yönetim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ağız ve Diş Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Genel Sağlik]]></category>
		<category><![CDATA[basit horlama]]></category>
		<category><![CDATA[horlama]]></category>
		<category><![CDATA[horlama hangi hastalıkların belirtisi]]></category>
		<category><![CDATA[horlama nedenleri]]></category>
		<category><![CDATA[nefes kesilmesi]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.xsaglik.com/?p=1331</guid>
		<description><![CDATA[Horlama kişiyi olduğu kadar çevresindekileri de rahatsız eden bir hastalıktır. Çünkü hasta çıkardığı seslerle eşini ya da çevresindekileri uyutmamaktadır. Bu da eşleri boşanmaya kadar götürebilmektedir. İnsanların güne dinç olarak başlayıp bunu gün boyu devam ettirebilmeleri için dinlendirici bir uykuya gereksinimleri vardır. Fakat horlayan kişiler uyurken arada nefes alamadıkları için farkında olmadan ara ara uyanırlar ve [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.xsaglik.com/wp-content/uploads/2012/01/hormala-nedenleri.jpg"><img src="http://www.xsaglik.com/wp-content/uploads/2012/01/hormala-nedenleri-150x150.jpg" alt="" title="hormala-nedenleri" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-1332" /></a><strong>Horlama</strong> kişiyi olduğu kadar çevresindekileri de rahatsız eden bir hastalıktır. Çünkü hasta çıkardığı seslerle eşini ya da çevresindekileri uyutmamaktadır. Bu da eşleri boşanmaya kadar götürebilmektedir.</p>
<p>İnsanların güne dinç olarak başlayıp bunu gün boyu devam ettirebilmeleri için dinlendirici bir uykuya gereksinimleri vardır. Fakat horlayan kişiler uyurken arada nefes alamadıkları için farkında olmadan ara ara uyanırlar ve uyku düzenleri bozulur. Bu gün içinde şiddetli baş ağrılarına, yoğunlaşma bozukluklarına, uyuklamalara neden olur. Ayrıca <strong>horlama</strong> ciddi hastalıklara da neden olur. Fakat bu her <a href="http://saglik.ceplog.com/horlama.html" title="Horlama">horlama</a> için geçerli değildir. Böyle bir şey söylemek için önce teşhis konulmalıdır.</p>
<p><span id="more-1331"></span></p>
<h2>Horlama Nedenleri</h2>
<ul>
<li>Aşırı kiloya bağlı olarak kalın boyunluluk horlamaya neden olur. Fakat zayıflayınca horlamanın azaldığı hatta yok olduğu görülmektedir.</li>
<li>Çocuklarda geniz etine bağlı olarak da <strong>horlama </strong>görülmektedir.</li>
<li>Psikolojik sebeplerden dolayı veya alınan ilaçların (kas gevşetici gibi) yan etkisinden dolayı <strong>horlama</strong> olabilir.</li>
<li>Boğaz ve dil kaslarının gerginliğinin azalması da horlamaya neden olur.</li>
</ul>
<h2>Hormala Tedavi Yöntemleri</h2>
<ul>
<li>Yatağın baş tarafının yüksek olunmasına dikkat edilmelidir.</li>
<li>Sırtüstü yerine yan yatılmalıdır.</li>
<li>Aşırı yorgunluktan sakınılmalıdır.</li>
<li>Uyku öncesinde ağır yemek ya da alkolden kaçınılmalıdır.</li>
<li>Uykudan önce sakinleştirici, <em>uyku ilacı</em> gibi ilaçlar alınmamalıdır.</li>
<li>Sportif bir yaşam biçimi seçilmelidir.</li>
</ul>
<p>Bu önlemlere rağmen <strong>horlama</strong> ve <strong>nefes kesilmesi</strong> devam ederse tedavi olmak şarttır. Hastalığın şiddetinin anlaşılması ve hangi şekilde tedavi edilmesi gerektiğinin anlaşılması için uyku testi yaptırılmalıdır.</p>
<p>Horlama tedavisinde cerrahi müdahalelerde asıl yapılan solunum yolunu tıkayan küçük dil ve yumuşak olan damağın gerginleştirilmesi sağlanır.</p>
<img src="http://www.xsaglik.com/?ak_action=api_record_view&id=1331&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.xsaglik.com/horlama-nedenleri-ve-cozumleri.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Sigarayı Bugün Bırakın</title>
		<link>http://www.xsaglik.com/sigarayi-birakin.html</link>
		<comments>http://www.xsaglik.com/sigarayi-birakin.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 21 Dec 2011 12:19:14 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Xsaglik Yönetim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ağız ve Diş Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Bağımlılıklar]]></category>
		<category><![CDATA[astım ve sigara]]></category>
		<category><![CDATA[sigara]]></category>
		<category><![CDATA[sigara bağımlılığı]]></category>
		<category><![CDATA[sigaranın zararları]]></category>
		<category><![CDATA[sigarayı bırakırken takviye]]></category>
		<category><![CDATA[sigarayı bırakma tedavileri]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.xsaglik.com/?p=1326</guid>
		<description><![CDATA[Sigara içmek sadece akciğer kanserine sebep olmakla kalmaz. Bilim adamları damar tıkanıklıklarına bağlı hastalıkların oluşumunun da birinci sebebi olarak sigara kullanımını göstermektedir. Kalp rahatsızlıklarına yakalanma ve felç geçirme riski de sigara içimiyle tetiklenmektedir. Sigara içen bir insanın akciğer kanserine yakalanma riskinin, içmeyen bir insanın yakalanma riskine göre kat ve kat fazla olduğu tüm dünya tarafından [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.xsaglik.com/wp-content/uploads/2011/12/sigarayi-birakin.jpg"><img src="http://www.xsaglik.com/wp-content/uploads/2011/12/sigarayi-birakin-150x150.jpg" alt="" title="sigarayi-birakin" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-1327" /></a><strong>Sigara içmek</strong> sadece <strong>akciğer kanseri</strong>ne sebep olmakla kalmaz. Bilim adamları damar tıkanıklıklarına bağlı hastalıkların oluşumunun da birinci sebebi olarak sigara kullanımını göstermektedir. Kalp rahatsızlıklarına yakalanma ve <strong>felç geçirme riski</strong> de sigara içimiyle tetiklenmektedir. </p>
<p>Sigara içen bir insanın akciğer kanserine yakalanma riskinin, içmeyen bir insanın yakalanma riskine göre kat ve kat fazla olduğu tüm dünya tarafından bilinmektedir. Günde bir paket <strong>sigara kullanan</strong> bir insan, sigara içmeyen bir insana göre neredeyse 10 kat daha fazla akciğer kanserine yakalanma ihtimaline sahiptir. Sadece bu veriler bile sigara içenlerin ne kadar büyük bir risk altında olduğunu göstermektedir. Günde bir paketten fazla sigara içen insanların daha da büyük bir risk grubunda olduklarını unutmamak gerekir.</p>
<p><span id="more-1326"></span></p>
<p>Yarattığı yüksek bağımlılık nedeniyle sigara tiryakilerinin çoğu tüm bu zararları bildikleri halde sigara içmekten vazgeçemezler. Şüphesiz sigarayla savaşta en basit yol hiç sigaraya başlamamaktır. Bu nedenle insanlara genç yaşta sigara içmenin zararları anlatılmalı ve ne denli yüksek bağımlılık yaptığı izah edilmelidir. Her yıl tüm dünyada sigaraya bağlı hastalıklarla savaşmak için milyarlarca dolar para harcanmaktadır. Ülkemizde de sağlık kuruluşları insanlara sigarayı bırakma konusunda yardımcı olmaktadır. <a href="http://www.saglikal.com/sigara-birakma.html" title="Sigarayı Bırakma">Sigarayı bırakma</a> rehberleri hazırlanmakta ve halk bilgilendirilmeye çalışılmaktadır.</p>
<p><strong>Sigarayı bırakmak</strong> için atılacak ilk adım kendinizi sigarayı bırakabileceğinize inandırmanızdır. Halk arasında bilinen sigarayı bırakan insanların kilo alacağına dair inanış tamamen yanlıştır. Yedikleri yiyeceklerin tatlarını tam anlamıyla alabildikleri için ilk zamanlarda iştahlarında bir artma olabilir. Fazladan aldığınız birkaç kalori ile hayatınızı tehdit eden sağlık sorunlarını kıyaslayınca, bu adeta devede kulak kalmaktadır. Sigara içen insanların efor sarf edebilme yeteneği kısıtlı olduğundan, sigarayı bırakınca daha hareketli bir hayat yaşayabileceksiniz. Böylece günlük harcadığınız kalori miktarında da önemli bir artış olacağından kilo almanın aksine fazla kilolarınızı verebilmeniz daha da kolaylaşacaktır.  </p>
<img src="http://www.xsaglik.com/?ak_action=api_record_view&id=1326&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.xsaglik.com/sigarayi-birakin.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kanserle Savaşta Brokoli</title>
		<link>http://www.xsaglik.com/kanserle-savasta-brokoli.html</link>
		<comments>http://www.xsaglik.com/kanserle-savasta-brokoli.html#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 10 Dec 2011 22:54:20 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Xsaglik Yönetim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Alternatif Tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[Şifalı Bitkiler]]></category>
		<category><![CDATA[brokoli]]></category>
		<category><![CDATA[kanser]]></category>
		<category><![CDATA[karnıbahar]]></category>
		<category><![CDATA[meme kanseri]]></category>
		<category><![CDATA[prostat kanserinde tedavi]]></category>
		<category><![CDATA[prostat kanserinden korunma]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.xsaglik.com/?p=1320</guid>
		<description><![CDATA[Ülkemizde son yıllarda tanınmaya başlayan brokoli bitkisi, yüzyıllar önce Anadolu topraklarında yetiştirilmiştir. Erken Bizans Dönemi’nde devlet tarafından ekilmiş olan brokoli daha sonra Osmanlı İmparatorluğu döneminde de etkin bir şekilde yetiştirilmiştir. Ülkemizde yeşil karnıbahar olarak bilinen bu bitki içerdiği kimyasallar itibariyle son derece şifalı bir bitkidir. &#160; &#160; Brokoli içerdiği C vitamini bakımından son derece etkin [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.xsaglik.com/wp-content/uploads/2011/12/brokoli-bitkisi.jpg"><img class="alignleft size-thumbnail wp-image-1321" title="brokoli-bitkisi" src="http://www.xsaglik.com/wp-content/uploads/2011/12/brokoli-bitkisi-150x150.jpg" alt="" width="150" height="150" /></a>Ülkemizde son yıllarda tanınmaya başlayan brokoli bitkisi, yüzyıllar önce Anadolu topraklarında yetiştirilmiştir. Erken Bizans Dönemi’nde devlet tarafından ekilmiş olan brokoli daha sonra Osmanlı İmparatorluğu döneminde de etkin bir şekilde yetiştirilmiştir. Ülkemizde yeşil karnıbahar olarak bilinen bu bitki içerdiği kimyasallar itibariyle son derece şifalı bir bitkidir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>&nbsp;</p>
<p><strong>Brokoli </strong>içerdiği C vitamini bakımından son derece etkin bir sebzedir. 1 kg ağırlığındaki bir brokolide günlük C vitamini ihtiyacınızın 2-3 katı kadar, A vitamini ihtiyacınızın %20’si kadar vitamin bulunmaktadır. A ve C vitamini antioksidan etkiye sahip olduğundan kanser yapıcı maddeleri temizlemektedir. Serbest radikaller denen ve kansere sebep olan bu maddeleri yok edici özelliği olan A ve C vitaminleri brokolide fazlasıyla mevcuttur. Yapılan son araştırmalar serbest radikallerin; hücre yaşlanmasını hızlandırarak, erken yaşlanmayı tetiklediği de kanıtlanmıştır. Cilt kırışıklıklarından kansere birçok hastalığa sebebiyet veren serbest radikalleri yok eden A ve C vitaminlerini, brokoli tüketerek alabilirsiniz.</p>
<p>&nbsp;<br />
<span id="more-1320"></span><br />
&nbsp;</p>
<p>Özellikle erkeklerde <em>prostat kanseri</em>, kadınlarda <em>meme kanseri tedavisi</em>nde kullanılan “quinnen reduktaz” enzimini tetikleyen indol-carbon kimyasalı da brokolide mevcuttur. Brokoli; içinde bulunan kimyasallarla hormonları düzenleyerek, meme ve prostat kanseri oluşumunu engellemektedir.</p>
<p>&nbsp;</p>
<p>Bir litre içme suyuna 250-300 gr. kadar brokoli koyun ve kısık ateşte 5 dakika kaynattın. Altını kapattık sonra süzüp soğumaya bırakın. Hazırladığınız brokoli suyunu sabah, öğlen ve akşam aç karnına için. Brokoli suyunu içtikten sonra en az 15 dakika bir şey yemeyin ve her gün yenisini hazırlayarak taze olarak kullanın. Sabah hazırladığınız brokoli suyunu kapalı bir cam kavanozla buzdolabında bir gün boyunca saklayabilirsiniz. Bir hafta sonra 3-4 gün ara verin ve tekrar başlayın. Yaklaşık 1 ay sonra prostat şikâyetinizin azaldığını göreceksiniz.</p>
<img src="http://www.xsaglik.com/?ak_action=api_record_view&id=1320&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.xsaglik.com/kanserle-savasta-brokoli.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Dolgun kaş ve kirpikler</title>
		<link>http://www.xsaglik.com/dolgun-kas-ve-kirpikler.html</link>
		<comments>http://www.xsaglik.com/dolgun-kas-ve-kirpikler.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 01 Dec 2011 15:02:06 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Xsaglik Yönetim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Güzellik-Estetik]]></category>
		<category><![CDATA[badem yağı]]></category>
		<category><![CDATA[doğal güzellik]]></category>
		<category><![CDATA[hint yağı]]></category>
		<category><![CDATA[kas]]></category>
		<category><![CDATA[kirpik]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.xsaglik.com/?p=1314</guid>
		<description><![CDATA[Birçok kadının ortak sorunu olan kaş ve kirpik eksikliğini doğal yollarla yenmek hiç de zor değil. Günümüzün büyük şehirlerindeki gün boyu maruz kalınan kirli hava hem kaşlarda hem de kirpiklerde olumsuz etkiler oluşmasına sebep olmaktadır. İnsan yüzünün temel unsurlarından birisi olan bakışları destekleyen en önemli unsurlar kaş ve kirpiklerdir. Daha dolgun ve koyu kaşlar hem [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.xsaglik.com/wp-content/uploads/2011/12/dolgun-kirpik.jpg"><img src="http://www.xsaglik.com/wp-content/uploads/2011/12/dolgun-kirpik-150x150.jpg" alt="" title="dolgun-kirpik" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-1315" /></a>Birçok kadının ortak sorunu olan kaş ve <strong>kirpik eksikliği</strong>ni doğal yollarla yenmek hiç de zor değil. Günümüzün büyük şehirlerindeki gün boyu maruz kalınan kirli hava hem kaşlarda hem de kirpiklerde olumsuz etkiler oluşmasına sebep olmaktadır. İnsan yüzünün temel unsurlarından birisi olan bakışları destekleyen en önemli unsurlar kaş ve kirpiklerdir. Daha <strong>dolgun ve koyu kaşlar</strong> hem gözlerin rengini daha belirgin hale getirir hem de bakışlara daha derin bir anlam katar.</p>
<p>Kaşları seyrek olan kadınların birçoğu kaşlarını kalem kullanarak kalın göstermeye çalışır. Kirpikler içinse kullanılan en bilindik yöntem <em>maskara kullanmak</em> ya da <em>takma kirpik takmak</em>tır. Oysa <strong>doğal yağlar</strong> kullanılarak kaşlarınızın ve kirpiklerin hem daha koyu hem de daha dolgun olmasını sağlayabilirsiniz. </p>
<p><span id="more-1314"></span></p>
<p>Kaşlarınızı dolgunlaştırmak için; gece yatmadan önce iyice temizleyip nemlendirdiğiniz cildinize bir kulak çubuğu yardımıyla <strong>badem yağı</strong> sürün. 10 dakika kadar bekledikten sonra uyuyun. Sabaha kadar cildinize etki edecek olan <strong>badem yağı</strong>, içerdiği doğal maddeler sayesinde kaş köklerinizi besleyerek yeni kaş üretimini tetikleyecektir. Bir ay boyunca her gece badem yağını uyguladıktan sonra kaşlarınızın koyulaştığını ve kıl köklerinizden yeni kaşlar çıktığını fark edeceksiniz.</p>
<p>Kirpiklerinizin daha fazla uzaması ve dolgunlaşması için <strong>Hint Yağı</strong> sürebilirsiniz. Birçok aktarda bulabileceğiniz <strong>Hint Yağı</strong> katı olarak satılmaktadır. Birkaç saniye ateşe tutarak yumuşatacağınız Hint yağını bir kulak çubuğu ya da maskara yardımıyla kirpiklerinize dikkatlice sürün (Bitirdiğiniz bir maskaranın kutusunu Hint Yağı sürmek için kullanabilirsiniz). Dikkat etmeniz gereken nokta Hint Yağını fazla kaçırmadan sürmektir. Fazla sürülen Hint Yağı akarak gözlerinizin yanmasına sebep olabilir. Bir ay içinde yeni kirpikler çıkmaya başlayacak ve mevcut olan kirpikleriniz daha da uzamaya başlayacaktır.  </p>
<img src="http://www.xsaglik.com/?ak_action=api_record_view&id=1314&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.xsaglik.com/dolgun-kas-ve-kirpikler.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Kalbi Korumanın 8 Yolu</title>
		<link>http://www.xsaglik.com/kalbi-korumanin-8-yolu.html</link>
		<comments>http://www.xsaglik.com/kalbi-korumanin-8-yolu.html#comments</comments>
		<pubDate>Thu, 04 Aug 2011 06:45:09 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Xsaglik Yönetim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Genel Sağlik]]></category>
		<category><![CDATA[Kalp hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[diş sağlığı ve kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kalbi koruma]]></category>
		<category><![CDATA[kalbi koruma yolları]]></category>
		<category><![CDATA[kalp]]></category>
		<category><![CDATA[kalp sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[kalp ve beslenme]]></category>
		<category><![CDATA[kalp ve stres]]></category>
		<category><![CDATA[kalp ve uyku]]></category>
		<category><![CDATA[kalp ve yüksek tansiyon]]></category>
		<category><![CDATA[omega 3]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.xsaglik.com/?p=1311</guid>
		<description><![CDATA[Kalbimiz vücudumuzun en hayati organlarından biridir. Sürekli çalışan ve vücuda kan pompalayarak hayatın devamını sağlayan bu organ çoğunlukla hakettiği dikkat ve özeni görmez. Temelde tüm sağlık için gereken, basit adımlarla kalp sağlığını korumak, uzun ve mutlu bir hayat sürmek mümkündür. Kalp sağlığı için en önemli ihtiyaçlardan birisi ve belki de en önemlisi uykudur. Uyku anında [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.xsaglik.com/wp-content/uploads/2011/08/kalp.jpg"><img src="http://www.xsaglik.com/wp-content/uploads/2011/08/kalp-150x150.jpg" alt="" title="kalp" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-1312" /></a>Kalbimiz vücudumuzun en hayati organlarından biridir. Sürekli çalışan ve vücuda kan pompalayarak hayatın devamını sağlayan bu organ çoğunlukla hakettiği dikkat ve özeni görmez. Temelde tüm sağlık için gereken, basit adımlarla kalp sağlığını korumak, uzun ve mutlu bir hayat sürmek mümkündür.</p>
<p>Kalp sağlığı için en önemli ihtiyaçlardan birisi ve belki de en önemlisi uykudur. Uyku anında tüm organlar kendini yavaşlatarak dinlenir ve vücut ertesi gün için yenilenir. Uyku kalbin dinlenmesini sağladığı kadar metabolizmanın kendini dengelemesine neden olur. Günde 7 saatten az uyuyanlarda obezite, şeker hastalığı riskleri artmakta ve damar tıkanıklıkları gelişmektedir. </p>
<p>Kalbi korumanın bir diğer önemli yolu tansiyonu kontrol altında tutmaktır. Yüksek tansiyon damarların güneşte bırakılmış bir bahçe hortumu gibi olmasına neden olur. 12-8, 13-8,5 civarı tansiyonun normal sayıldığı sınırdır. Tansiyonun 11,5-7,5 seviyesine çekilmesi vücudu adeta 10 yıl gençleştirir. Tansiyonu kontrol ederken varsa ilaçlarınızı kullanmalı, kilonuzu ideale getirmeli, stresi azaltmalı ve egzersiz yapmalısınız. </p>
<p><span id="more-1311"></span></p>
<p>Tüm vücudun olduğu gibi kalbin de en önemli düşmanlarından biri sigara dumanıdır. Kalp sağlığını korumak için sigara içmemek şarttır. Bununla birlikte sigara içmeden de olsa günde 1 saat kadar sigara dumanına maruz kalmak tıpkı bir içicideki sonuçlara neden olur. İnsanların sigara dumanlarını yüzünüze bırakmalarına izin vermemelisiniz.<br />
<a href="http://www.xsaglik.com" style="color: #fef1f5;">Bu yazı xsaglik.com sitesi için hazirlanmistir.</a><br />
Kalbin bir diğer dostu egzersizdir. Yapılan bir çalışma egzersiz yapılarak geçen her bir saatin ömrü iki saat uzattığını söylemektedir. Egzersiz yapmak yaşlanmayı geciktirdiği gibi kalbin kanı pompalamasını düzenlemek ve oksijen almak için gereklidir. Hergün 30 dakika yürümek kalp sağlığını korumak için yeterlidir.<br />
<a href="http://www.xsaglik.com" style="color: #fef1f5;">Bu yazı xsaglik.com sitesi için hazirlanmistir.</a><br />
Kalp için önemli besinlerden birisi de omega-3&#8242;tür Omega 3 yağ asitleri kalp, damar sağlığına önemli bir katkı yapar. Omega-3&#8242;ün en önemli kaynağı balıklardır. Bu nedenle haftada en az 3 kez somon, yayın balığı, tilapya gibi balıkların yenilmesi önerilir. Balık sevmeyenler için günlük birer avuç ceviz ya da fındık kalp sağlığını korumaya yardımcı olacaktır.<br />
<a href="http://www.xsaglik.com" style="color: #fef1f5;">Bu yazı xsaglik.com sitesi için hazirlanmistir.</a><br />
Aspirinin faydaları neredeyse yüzyıldır tartışılmaktadır. Ama bilinen bir gerçek aspirinin felç riskini yarı yarıya azalttığıdır. Bu nedenle 40 yaşını aşan ve mide problemi olmayan kişilere günde yarım ya da iki adet bebek aspirinini yarım bardak ılık su ile içmeleri önerilmektedir.<br />
<a href="http://www.xsaglik.com" style="color: #fef1f5;">Bu yazı xsaglik.com sitesi için hazirlanmistir.</a><br />
Kalbi korumanın 7. yolu strestek uzak kalmaktır. Kronik stres tüm kalp ve damar sistemini etkileyerek vücudu iflas noktasına getirebilir. Stresle başa çıkmak kolay değildir ancak stres insan hayatında kontrol edilebilen bir öğedir. Tek başına kontrol edilemeyen stres için mutlaka uzman yardımı alınmalıdır.<br />
<a href="http://www.xsaglik.com" style="color: #fef1f5;">Bu yazı xsaglik.com sitesi için hazirlanmistir.</a><br />
Kalp sağlığı için büyük önem taşıyan organlardan biri de şaşırtıcı olsa da dişlerdir. Dişlerde kronikleşmiş enfeksiyonlar, diş eti kanamaları kalp krizi riskini arttıran önemli bir etkendir. Dişler fırça ve diş ipi kullanılarak mutlaka temizlenmeli ve sağlıklı tutulmalıdır. <a href="http://www.xsaglik.com" style="color: #fef1f5;">Bu yazı xsaglik.com sitesi için hazirlanmistir.</a></p>
<img src="http://www.xsaglik.com/?ak_action=api_record_view&id=1311&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.xsaglik.com/kalbi-korumanin-8-yolu.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Yüzerken Dişlerinizi Koruyun</title>
		<link>http://www.xsaglik.com/yuzerken-dislerinizi-koruyun.html</link>
		<comments>http://www.xsaglik.com/yuzerken-dislerinizi-koruyun.html#comments</comments>
		<pubDate>Tue, 12 Jul 2011 08:27:32 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Xsaglik Yönetim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Ağız ve Diş Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[diş sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[havuz]]></category>
		<category><![CDATA[havuz asitliği]]></category>
		<category><![CDATA[havuz hijyeni]]></category>
		<category><![CDATA[havuz temizliği]]></category>
		<category><![CDATA[yüzme]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.xsaglik.com/?p=1306</guid>
		<description><![CDATA[Yüzmek sıcak havalarda ferahlamak, spor ve eğlencenin en ideal yollarından biridir. Herkesin denize girme fırsatı olmadığından şehirlerde bulunan havuzlara ilgi artmakta ve bu havuzlar neredeyse tam kapasite çalışmaktadır. Havuz suyunun saç rengini açtığı ve cilt kurumasına neden olduğu bilinmektedir. Pek bilinmeyen ise havuzların diş minesini aşındırdığı ve diş sağlığını bozduğu gerçeğidir. Havuzların temizliği ve mikroplardan [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.xsaglik.com/wp-content/uploads/2011/07/yuzme.jpg"><img src="http://www.xsaglik.com/wp-content/uploads/2011/07/yuzme-150x150.jpg" alt="" title="yuzme" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-1309" /></a>Yüzmek sıcak havalarda ferahlamak, spor ve eğlencenin en ideal yollarından biridir. Herkesin denize girme fırsatı olmadığından şehirlerde bulunan havuzlara ilgi artmakta ve bu havuzlar neredeyse tam kapasite çalışmaktadır. </p>
<p>Havuz suyunun saç rengini açtığı ve cilt kurumasına neden olduğu bilinmektedir. Pek bilinmeyen ise havuzların diş minesini aşındırdığı ve diş sağlığını bozduğu gerçeğidir. </p>
<p>Havuzların temizliği ve mikroplardan arındırılması çok önemlidir. Nemli ortam pek çok bakteri ve mantarın yayılmasına olanak verir. Dişlerin sağlığını korumakta düzenli havuz temizliği ile alakalıdır. </p>
<p><span id="more-1306"></span></p>
<p>Düzenli olarak temizlenmeyen havuzlarda devamlı yüzen kişilerin yarısında diş minesinde aşınma görülmektedir. Dişler hassasiyet kazanmakta, koyu renklere bürünmekte ve diş minesinde erozyon görülmektedir.<br />
<a href="http://www.xsaglik.com" style="color: #fef1f5;">Bu yazı xsaglik.com sitesi için hazirlanmistir.</a><br />
Dişlerde havuzla bağlantılı görünen bu problemin nedeni havuz suyunun pH yani asit derecesinin dengesizliğidir. PH derecesinin düşük olması da yüksek olması da dişler için zararlıdır. Yüksek asit oranı dişlerin minesinde aşınmaya neden olurken, düşük olması halinde ise tahriş ve lekelenmelerle sonuçlanır. Asit ortamının dengesizliği sadece dişler değil pek çok sağlık sorunu ile ilişkilendirilebilir.<br />
<a href="http://www.xsaglik.com" style="color: #fef1f5;">Bu yazı xsaglik.com sitesi için hazirlanmistir.</a><br />
Havuz suyu asit dereceleri 7.2 &#8211; 7.8 arası değerlerde olmalıdır. Yüzdüğümüz havuzların temizlik ve bakım çizelgeleri takip edilmeli ve gerekirse ölçümler takip edilmelidir. Sadece havuzlarda değil su parkları ya da oyuncaklarında kullanılan sular da aynı asit derecelerine sahip olmalıdır. <a href="http://www.xsaglik.com" style="color: #fef1f5;">Bu yazı xsaglik.com sitesi için hazirlanmistir.</a></p>
<img src="http://www.xsaglik.com/?ak_action=api_record_view&id=1306&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.xsaglik.com/yuzerken-dislerinizi-koruyun.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
		</item>
		<item>
		<title>Hamilenin Düşmanları</title>
		<link>http://www.xsaglik.com/hamilenin-dusmanlari.html</link>
		<comments>http://www.xsaglik.com/hamilenin-dusmanlari.html#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 06 Jul 2011 12:16:18 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Xsaglik Yönetim</dc:creator>
				<category><![CDATA[Anne - Çocuk Sağlığı]]></category>
		<category><![CDATA[Kadın Hastalıkları]]></category>
		<category><![CDATA[Koruyucu Sağlık]]></category>
		<category><![CDATA[hamile]]></category>
		<category><![CDATA[hamileler ve kafein]]></category>
		<category><![CDATA[hamileler ve sigara]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelerde alkol]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelerde içki]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelerde kahve]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelere yasak besinler]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelerin yememesi gereken besinler]]></category>
		<category><![CDATA[hamilelikte çiğ yumurta]]></category>
		<category><![CDATA[hamileyken sigara içmek]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://www.xsaglik.com/?p=1303</guid>
		<description><![CDATA[Hamilelik bir kadının hayatındaki en önemli dönemlerden biridir. Gebe kalan kadın kendi sağlığı ve bebeğinin sağlığı için pek çok şeye dikkat etmek durumundadır. Hamilelik esnasında önceki hayatlarında çok doğal olarak yaptıkları şeyler yasaklanabilir. Bu durum pek çok kadında annelik hormonlarının etkisi ile seve seve kabul edilirken, nadiren de tepki ile karşılanabilir. Gebe bir kadının en [...]]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><a href="http://www.xsaglik.com/wp-content/uploads/2011/07/hamile.jpg"><img src="http://www.xsaglik.com/wp-content/uploads/2011/07/hamile-150x150.jpg" alt="" title="hamile" width="150" height="150" class="alignleft size-thumbnail wp-image-1304" /></a>Hamilelik bir kadının hayatındaki en önemli dönemlerden biridir. Gebe kalan kadın kendi sağlığı ve bebeğinin sağlığı için pek çok şeye dikkat etmek durumundadır. Hamilelik esnasında önceki hayatlarında çok doğal olarak yaptıkları şeyler yasaklanabilir. Bu durum pek çok kadında annelik hormonlarının etkisi ile seve seve kabul edilirken, nadiren de tepki ile karşılanabilir. </p>
<p>Gebe bir kadının en önemli hedefi kendi sağlığının devamını sağlamak ve bebeğini sağlıkla dünyaya getirmektir. Gebelikte yasak olan davranışlardan en önemli 7 tanesi şöyle sıralanmaktadır. </p>
<p>1- <strong>Hamilelikte alkol alımı</strong> : Aslında hamile olunsun ya da olunmasın alkol tüm insanlar için zararlıdır. Zarar gebelikte maksimuma ulaşır. Alkol tüketildiğinde kolaylıkla plasentaya geçer ve bebeğe ulaşır. Alkol tüketildiğinde bebek güçsüz ve zayıf doğar, görme ve duyma, zihinsel sorunlara neden olan fetal alkol sendromuna neden olur. Normal şartlarda haftada 2 kadehten fazla içilmemesi önerilen alkolün gebe kalma planlarının başlaması ile terkedilmesi gerekiyor. alkol bebek için zehirleyici özellik taşıyor. </p>
<p><span id="more-1303"></span></p>
<p>2- <strong>Hamilelikte kafein kullanımı</strong> : Kafein kalp çarpıntısına ve reflüye sebep olmaktadır. Hamilelik döneminde etki ikiye katlanır. Kafein tıpkı alkol gibi doğrudan bebeğe geçebilir. Alkol kadar kesin sınırları olmasa da bir günde en fazla 300 miligrem kafein alınması gerekiyor. Aşırı kafein alımı düşüklere sebep oluyor. Kafein içeren kahve kadar çay, kola, enerji içecekleri ve yeşil çaylar da hamile kadınlar için dikkat edilmesi gereken içecekler. </p>
<p>3- <strong>Hamilelikte sigara kullanım</strong>ı: Sigara bilindiği üzere 4000&#8242;den fazla zehirli madde içeriyor. Annenin kalp rahatsızlığı ve kanser olma riskini arttırırken, bebeğe oksijen iletimini azaltıyor ve damar tıkanıklıklarına neden oluyor. Bu durumda bebeğin ölü doğması ya da düşük yapılması riskini son derece arttırıyor. Sigara  içen annelerin bebekleri içmeyenlere göre zayıf doğuyor. Sigar başlanmaması gereken bir madde iken hamilelik esnasında ne kadar erken terkedilirse riskin o kadar azaldığı söyleniyor. Sadece sigara içen anne adayları değil, pas,f içici denilen dış dünyadan gelen dumana maruz kalan anneler de risk altına bulunuyor. </p>
<p>4- <strong>Hamilelikte yumuşak ve küflü peynir tüketmek</strong>: Yumulak ve küflü peynirler listeria denilen ve zararlı etkileri olan bakterileri yüksek ölçüde barındırabiliyor. Bu bakteri ölü doğumlara, düşüklere ve yenidoğanlarda sağlık sorunlarına neden olabiliyor. Yumuşak ve küflü peynirlerden vazgeçemeyen gebeler zararlı etkiyi azaltmak için peyniri pişirme yöntemine gidebilirler. Pastorizasyonu sağlanmamış tüm süt ürünleri de aynı tehlikele haizdir. </p>
<p>5- <strong>Hamilelikte dondurulmuş ürünler tüketilmesi</strong>: Özellikle sebze ve meyve gibi toprakta yetişen donmuş ürünlerde parazitlerin bulunma oranı çok yükseksir. Bu parazitler düşük, büyüme sorunları, ölü doğum, görmezlik, beyin sorunları ve epilepsi hastalıklarına neden olabilir. Tüm meyve ve sebzeler defalarca yıkanarak tüketilmelidir. Toksoplazma denilen ve özellikle et çiğ et ürünlerinde rastlanan bakteri hamilelikte çok zararlıdır. Et ürünleri, topraklar, topraklı sebze ve meyveler eldiven kullanılarak hazırlanmalı, bahçe işleri yapılmamalı, kediler ve dışkıları ile temas edilmemelidir. </p>
<p>6-<strong> Hamilelikte yağlı balık yemek</strong>: Hamilelik döneminde balık tüketimi hekimler tarafından önerilmektedir. Alabalık, ton, uskumru gibi balıklar anne sağlığı için olduğu kadar bebeğin beyin gelişimi için de önemlidir. Ancak yağlı balıklar yüksek miktarda civa içerir. Civa bebeklerin sinir gelişimini etkiler. Hamileler 1 haftada 2 porsiyondan fazla balık tüketmemelidir. Büyük balıklar ve kabuklu/yumuşak deniz ürünleri de aynı tehlikeye sahiptir. </p>
<p>7- <strong>Hamilelikte çiğ yumurta yemek</strong>: Tüm çiğ besinler bakteri içermeleri nedeni ile gıda zehirlenmesine neden olma riski taşımaktadır. Özellikle çiğ yumurta yüksek oranda zararlı bakteriler içerebilir. Besin zehirlenmeleri bebek için fazla tehlikeli olmasa da annenin hayatını dolayısıyla bebeğin hayatını tehdit edebilmektedir. Besinlerdeki bakteriler hamileleri diğer insanlara göre çok daha fazla etkiler. Bu nedenle yumurta iyice pişirilerek tüketilmelidir. Çiğ yumurta içeren krema, mayonez gibi ürünler kesinlikte tüketilmemelidir. </p>
<img src="http://www.xsaglik.com/?ak_action=api_record_view&id=1303&type=feed" alt="" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://www.xsaglik.com/hamilenin-dusmanlari.html/feed</wfw:commentRss>
		<slash:comments>1</slash:comments>
		</item>
	</channel>
</rss>

