myspace'e ekle friendfeed'e ekle google bookmark'a ekle msn ekle

social-anxietyAnksiyete; tehdit ve tehlike karşısında duygusal, davranışsal ve fiziksel alanlarda kendiliğinden ortaya çıkan bazı değişiklikler ve bunların kişisel deneyimlerini tanımlamak için kullanılan terimdir. Anksiyete günlük hayatın olağan ve kaçınılmaz bir parçasıdır.

Anksiyete vücudun biyolojik bir koruma sistemidir ve tehlike olasılığı algılandığında ortaya çıkarak vücudun tehlikeli durumdan kendini sakınarak yaşamının devam etmesini sağlar. Eğer anksiyete tehlike durumu olmaksızın sanki varmış gibi algılanarak abartılı ve kişinin günlük yaşam kalitesini olumsuz yönde etkileyen nesnel bir beklenti hissi, dehşet, endişe veya bir felaketin yaklaştığı duygusu ile belirgin ise “anormal anksiyete” den söz edilir.

Anormal anksiyete kesinlikle psikolojik ve/veya farmakolojik tedaviyi gerektirir.

Anksiyete, aşırı uyarılmayla birlikte ruhsal ve bedensel belirtilerden oluşan karmaşık bir deneyimdir. Davranışsal tepkiler de sıklıkla anksiyeteye eşlik etmektedir. Ruhsal belirtiler, gerginlikten korkuya kadar uzanan affektif tepkilerden oluşur; en aşırı hali ise panik biçiminde görülebilir. İçinde bulunulan durumla başa çıkma konusunda rahatsızlık hissi ve gelecek hakkında belirsizlik, anksiyetenin bilişsel yönünü oluşturur. Bunun yanı sıra tasalanma, korku, felaket önsezisi, içinde bulunulan durumla başa çıkamama korkusu, anksiyete geliştirme korkusu ve bunun sonucu insanlarla beraberken utanma gibi özellikler de bulunur.

Türkçe’de iç sıkıntısı, bun, bunaltı, kaygı gibi sözcüklerle tanımlanmaya çalışılan anksiyete, yaşamı tehdit eden ya da tehdit şeklinde algılanan içten (intrapsişik) ya da dıştan (çevresel) kaynaklanan bir tehlike, tehlike olasılığı ya da tehlikeli olarak algılanıp yorumlanan bir durum karşısında yaşanan duygu durumdur. Hemen her insan tarafından zaman zaman yaşanan bir duygudur. Amacı, yeni ya da tehlikeli uyaranlardan sakınma, onlarla başa çıkma, onlara karşı koyma, gerektiğinde onlardan kaçma gibi davranışlara yol açarak yaşamın sürdürülmesini, uyum
davranışının gelişmesini sağlamaktır. Kişinin ruhsal gelişiminin üst basamaklarına çıkmasında itici bir işlev görebileceği gibi, engelleyici, ketleyici de olabilir.

Anksiyetenin hangi durumlarda patolojik, hangi durumlarda normal olarak yorumlanacağı konusu tartışmalıdır. Genel yaklaşım, süregenleşmiş, kişinin verimini düşüren, kişilerarası ilişkilerde kopukluklara neden olan, sıklıkla titreme, çarpıntı, ağız kuruluğu, kas gerginliği gibi fiziksel belirtilerin de eşlik ettiği durumların patolojik olarak değerlendirilmesi yönündedir.

İlgili Yazı Bulunamadı

“Anksiyete” için yorum yapılmamış

Bu başlığa henüz hiçkimse yorum yapmamış.

Bir Cevap Yazın